
Bütün amaç satın alma kararına etki etmek. İnsanlar satın alma kararı alırken markaların kendisine sunduğu yakınlık duygusu ile ilgileniyor. Markalar da bu doğrultuda stratejileri üretiyor. Tüketicinin yaşadığı bu empati duygusu ise elbette bir hikaye ile mümkün. Zaten Seth Godin’in de dediği gibi pazarlama insanlara bir hikaye anlatmaktı ve storytelling marketing adı verilen reklam biçimi de tam olarak buydu. Bernbach der ki; “Bir ürünle ilgili doğru şeyler söylersiniz, kimse sizi dinlemez. Bunu öyle bir ifade etmelisiniz ki insanlar içlerinde hissetsin. Çünkü hissetmezlerse hiçbir sonuç alamazsınız…”
Sadece köklü markalar değil, aynı zamanda sektöre yeni giren markalar ve daha çok genç girişimler için de hikaye anlatmak önem taşımakta. Neden mi? Son tüketicinin %92’si hikaye merkezli reklamdan daha çok etkilendiklerini belirtiyor ve daha çok bu tarz reklamla karşılaşmak istediğinin altını çiziyor. Eğer markalar ürünü ya da hizmeti hikayeleştirme yöntemi ile pazarlıyorsa bilin ki o işin içinde eğlence de vardır. Kitlelerin tüketim biçimlerine başka bir perspektiften bakacak olursak eğlenceli içerikleri tüketmeye çok daha meyilli oldukları ortada. Eğlenceli içerikleri çok daha kolay benimsiyorlar ve bu içeriklerle etkileşime geçiyorlar. Hatta bu işin daha can alıcı olan noktası yıllar sonra bile bu içerikleri hatırlıyorlar. Nokia’nın Mikelanjelo’nun “Adem’in Yaratılışı” isimli sanat eserine dokunan ikonik sloganı yıllarca hafızalardan çıkmadı. Markaların en büyük ihtiyaçlarından biri de bu akılda kalıcılık.
Hikaye anlatmak olmayan gerçekliklerle anlatılanı süslemek değildir. İyi bir hikaye bu şekilde anlatılmaz. Tüm çıplak gerçekliği aktarır. Fakat bu demek değildir ki kurgudan uzak bir hikaye etkileyicidir. Okuyucuyu kurgunun içine çektiğiniz takdirde her detayı malzemeniz haline getirebilirsiniz.
Hikaye anlatıcılığı ile pazarlama kampanyası yapabilmek için önce markanın ortaya çıkış nedenlerine odaklanmak gerekir. Hedef kitleyi tanımak, kitlenin isteklerinin nereden gelip nereye gittiğini kavramak ve yeni bir strateji geliştirmek gerekir. Hikayeyi anlatmak için bir araç bulmak gerekir. Bu araç yazı, film, reklam ya da video olabilir. İnsan var olduğundan beri hayatımızda olan hikayeler, hangi araçla anlatılırsa anlatılsın kitleleri etkileyebilir. Bu yüzden hikaye anlatmanın bir formülü yoktur. Özellikle konu sosyal medya olduğunda yaratıcılığın bir sınırı yoktur. Etkileyici bir içerik oldukça büyük kitlelere yayılacaktır.
HİKAYELER TÜKETİCİYİ NASIL ETKİLER?
Markalar ve tüketici arasındaki bağı kuvvetlendiren etken nedir? Kullanıcılar yaşadıklarına yakın hikayeleri gördüğünde bunları hatırlama olasılığı oldukça artıyor. Bu da ortaya koyuyor ki marka hikayeleştirme pazarlaması oldukça başarılı bir yöntem. Hikayelerin bu denli akılda kalmasının sebebi samimi ve ilgi çekici olmaları. Bu yüzden tüketici doğrudan bağ kurarak markaya yakınlaşabiliyor.
