Kültür Sanat ve PR

Hayatın koşuşturmacası arasında bizlere biraz olsun soluklanma imkanı verip yoğun hayatlarımıza mola imkanı sunan kültür sanat aktiviteleri ile PR arasında sıkı bir bağ bulunmaktadır. Sundukları mal veya hizmetler ile tüketicilerine en iyi hizmeti vermeyi amaçlayan kurum ve kuruluşların kurumsal sosyal sorumluluk kapsamında kültür sanata yönelik projeler üretip hayata geçirmeleri hiç kuşku yok ki her iki taraf açısından fayda sağlayan bir sürece dönüşüyor. Bu noktada PR ajanslarının vermiş olduğu iletişim danışmanlığı hizmeti ve kurum yönetimi arasındaki uyum da kültür sanat aktivitelerinin daha çok insana ulaşmasına ve nihayetinde daha refah bir toplumun oluşmasına katkı sağlamaktadır.

Kültür Sanata Verilen Değer

Beslenme, barınma, güvenlik gibi insanın temel ihtiyaçlarının zorunlu öncelik olduğu ve kültür sanatın doğal olarak daha geri planda yer aldığı günümüz insanının kültür sanat ihtiyacı PR ve kültür sanata ağırlık veren kurumların varlığı ile daha ulaşılabilir hale gelmektedir. Sinema, müzik, tiyatro, edebiyat, bale, opera, bienal gibi çeşitli kültür sanat aktivitelerinin kurumsal sosyal sorumlulukla bir araya gelmesi, bu tür aktiviteri yapan organizasyon ekibinin de üstündeki maddi ve manevi yükü biraz daha hafifleterek bu tür aktivitelerin daha üst düzeyde yapılmasını sağlamaktadır.

Kültür Sanatın Özel Dili

Kültür sanatın önemi toplumlar açısından diğer temel ihtiyaçların yanında ayrı bir değer derecesine sahiptir. Bu yüzden dolayı kültür sanat alanında sürdürülecek olan iletişim dili de daha farklı ve özeldir. Hayatın diğer alanlarında kullandığımız standart dilin aksine kültür sanatın uçsuz bucaksız dünyası da kendi içinde özel bir anlatım ve dille bütünleşmiştir. Dolayısıyla bu alanda yapılacak iletişim danışmanlığı hizmetlerinin de PR ajansları aracılığıyla özenli bir şekilde yürütülmesi gerekmektedir.

Rehaf Bir Toplum İçin Kültür Sanat İletişimi

Yürütülecek olan tüm iletişim faaliyetleri kültür sanatın daha da gelişmesine yol açarak refah ve modern bir topluma dönüşümü sağlar. Kültür sanat alanında ülkemizde de birçok başarılı örneğine rastlayacağımız bu iletişim faaliyetleri kurumlara olan algımızı da olumlu yönde etkileyerek onlara bakış açımızı değiştirir.

Groupama ve Türk Sineması

Örnek verilecek olursa uluslararası platformda Groupama Gan Sinema Vakfı aracılığıyla dünya sinema mirasını koruma ve sinema sektörünü destekleme alanındaki çalışmalarını 25 yıldır devam ettiren Groupama; 2008 yılı itibariyle çalışmalarını Türkiye’ye de taşıdı. Groupama 2008 yılından beri “Türk Klasikleri Yeniden” projesi kapsamında Türk sinemasının altın filmlerini restore ederek İstanbul Film Festivali’nde beyazperdeyle yeniden buluşmalarını sağlamakta ve Türk Kültür mirasına desteğini sürdürmektedir. Groupama’nın sinemaya olan bu katkısı hiç kuşku yok ki uzun vadede kendi kurum imajına oldukça olumlu bir katkı yaparken, aynı zamanda da Türk Sineması’nın kaybolmaya yüz tutan değerli filmlerini de en kaliteli biçimde uzun yıllar korunmasını sağlamaktadır.

Koç Holding ve İstanbul Bienali

Böylesine güçlü bir PR faaliyetinin yanı sıra İKSV’nin düzenlemiş olduğu “İstanbul Bienali”nin de 2007’den itibaren sponsorluğunu üstlenen ve 2026 yılına kadar bunu sürdürecek olan Koç Holding de eşine az rastlanır bir sponsorluk politikası ile kültür sanata desteğini vermekte. Kurumlar açısından ekonomik anlamda kırılgan ve dengelerin rahatça değişebileceği bir yer olan ülkemiz için uygulanan bu uzun süreli PR faaliyeti ise büyük bir başarı olarak nitelendirilebilir.

Kültür Sanata Destek, Geleceğe Destek

Sonuç olarak kültür sanat ve PR arasındaki ilişki günümüzde çok daha önemli bir noktada konumlanmaktadır. Kurumların sadece mal ve hizmetleriyle değil, bu tür etkinlik ve organizasyonlara vermiş oldukları destek de kurumlar açısından artı bir değer olarak uzun vadede olumlu sonuçlar doğuracaktır. Unutulmamalıdır ki kültür sanata verilen değerin getirisi kısa vadede ürün ve hizmetlerden gelen kardan daha önemlidir.

ZB Medya İletişim