Dijital Medyanın Getirdiği Tüketim Alışkanlıkları

Dijital medyanın gün geçtikçe değişen ve gelişen uygulamalarıyla birlikte kullanıcılar olarak birçok alanda etkileniyoruz. İlk etapta haberleşme ve sosyalleşme araçları olarak gördüğümüz tüm dijital medya uygulamaları beraberinde birçok fırsatı da getiriyor. Kişiler ve markalar için eşsiz bir görünürlük fırsatı sunan bu “sosyal” dünyada kendi kendimize savrulduğumuzu düşünürken farkında olarak veya olmayarak belirli bir yönde ilerliyoruz. Bazen ağzımızdan çıkan bir kelime bazen ise arama motorunda yaptığımız küçük bir araştırma bizi adeta online bir alışveriş merkezine sokuyor. Bir de ilgi alanlarımıza göre takip ettiğimiz ve bizi “influence” etme görevindeki tanınmış kişiler de satış görevlisi pozisyonuna geçince sanal mağaza ortamı tamamlanıyor.

Tüketim alışkanlıklarımız da haliyle zaman içerisinde bir evrime uğruyor. Örneğin pandemiden önce online alışveriş sistemleri bu kadar çok ilgi görmezken, gıda ve hijyen ürünlerine olan talebin de ne kadar arttığını hepimiz biliyoruz. Bu noktada dijital ortamda edindiğimiz hızlı bilgiler tüketim konusunda da bir hız kazandırmış oluyor. Görülen yeni bir ürün, ihtiyaç olmayan ihtiyaçlar veya varlığından sadece sosyal medya uygulamaları aracılığıyla haberdar olduğumuz şeyler… Bu sirkülasyonun bir tüketim çılgınlığına dönüşmemesi için yapılması gereken şey ise yine dijital dünyada bulunuyor. Bilinçli tüketim alışkanlığı edinmek, araştırmacı ve karşılaştırıcı bir kullanıcı olmak diğer yandan da dijital dünyanın getirdiği hızlı bilgiler doğrultusunda tüketime yön vermek tamamen bizim elimizde.

Dijital dünyada markalar; çeşitli pazarlama stratejileri ile istedikleri görünürlüğü elde edebiliyorken elbette hedef kitlelerine ulaşmak daha kolay bir hale geliyor. Ancak burada da dikkat edilmesi gereken nokta sosyal medya reklamları veya seo çalışmalarına ne yaptığını bilmeden yatırım yapmak değil doğru bütçeyi doğru hedefleme ile kullanmak. Markalar bu konudaki bilinç düzeylerini arttırlar ise aslında hem markaların hem de kullanıcıların dijital dünyadaki mutluluk seviyeleri artar. Sonuçta kim kendi istediği ürün veya hizmeti görmek istemez ki? Burada önemli olan nokta markanın gerçekten tüketmek isteyen tüketiciye ulaşması…

Bahsettiğimiz tüm konular gibi bu konunun temelinde de iletişim yatıyor tabii ki. Doğru iletişim çalışmaları beraberinde başarıyı getirdiği gibi taraflar arasındaki mutluluğu da sağlayabilir. Sonuçta Goethe’nin de söylediği gibi “İnsan ancak anladığı şeyleri duyar.”

Ali Saygel