Değişen Medya Araçlarıyla Birlikte Halkla İlişkilerin Dönüşümü

“Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir”. Yaşamımız boyunca en az bir kez duyduğumuz bu cümle bundan yaklaşık 2500 yıl önce filozof Herakleitos tarafından ifade edilmişti. O zamandan bugüne savaş, göç, kıtlık, afet, teknolojik gelişme vb. gibi birçok olguyu atlatan dünya bu yazıyı okuduğumuz anda dahi sürekli bir değişim ve gelişim içerisinde. Hayatın her alanındaki değişim küreselleşmenin de etkisiyle, markaların yapılanmalarında ve iletişim faaliyetlerinde de hızlı bir değişim ve gelişimi son 20 yıllık süreçte gözler önüne açıkça seriyor. Yaşanan bu döngü içerisinde halkla ilişkiler de kendini farklılaştırmak, yenilemek ve geliştirmek durumunda kalarak buna uygun biçimde kendine yeni yol haritaları çizmektedir.

Dijital Medyanın (E-PR) Yükselişi

İnternet kullanımının günümüz iletişiminin neredeyse tek belirleyicisi olması halkla ilişkiler ajanslarının da yaptıkları iletişim faaliyetlerinin zamanla evrilerek günümüzdeki şeklini almasını sağlamıştır. Eski model iletişim alışkanlıkları yerini internetin ve dijital medyanın ön plana çıktığı yeni bir modele bırakması, halkla ilişkiler sektöründe değişimi beraberinde getirmiştir. Dijitalin bu denli yaygın olmadığı 20 yıl kadar öncesinde herhangi bir basın bülteninin ilgili taraflara ulaşıp haber halini alması ile bugün haber halini alması arasında da şaşılacak derecede fark bulunmaktadır.

Dijital Dünyaya Geçiş

Son yıllarda büyük bir hızla değişen ve gelişen halkla ilişkilerin hedeflerine varmak için kullandığı araçlarda da pek çok değişiklik yaşandı.  Bu değişikliklerin tümü, her yerde, herkes tarafından ve her zaman ulaşılabilen bilginin mevcut olduğu, hiçbir zaman durmayacak olan bilgi akışı sayesinde gerçekleşmekte. Bu rekabetçi ve zorlu alanda yerini alamayan marka ve halkla ilişkiler ajansları da dijital dünya düzeninin getirdiği avantajlardan mahrum olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmaktadır. Kriz iletişimi, itibar yönetimi, dijital medya yönetimi, etkinlik yönetimi ve diğer birçok çeşitlilik de bugün dijitalleşmenin geldiği noktadan nasibini alarak ağırlıklı olarak faaliyetlerini burada konumlamaktadır.

İletişimin Odak Noktası: Dijitalleşme

Dijitalleşme ile birlikte geleneksel halkla ilişkilerin kalesi sayılabilecek gazete, dergi ve televizyon kanallarının tahtının online haber siteleri, bloglar, sosyal medya ve YouTube kanalları tarafından ele geçirilmesi de uygulanan stratejilerde değişiklik getirmiştir. Daha önceleri iletişimi sadece kendileri hakkında konuşarak sağlayan markalar, günümüzde ise tüm sosyal paydaşlarını ve müşterilerini de içine alan bir iletişimi odak noktası haline getirmiştir. Haliyle böyle olunca da markaların farklı, dinamik, ilgi çekici ve markayı dilden dile konuşturan içerikler oluşturması da içerik denen şeyin değerini bir kez daha ortaya koymuştur.

Sosyal Medyanın Gücü

Tüm bu değişimlerin ışığında halkla ilişkilerde meydana gelen bu yeniliklerin oluşmasında sosyal medya mecralarının öneminin büyük olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu yeni mecranın geleneksel mecralara nazaran markalar ve halkla ilişkiler ajansları tarafından tercih edilmesinin de birçok farklı nedeni var hiç kuşku yok ki. Sosyal medya ortamının internete bağlı olan her bilgisayar ya da telefon kullanıcısı tarafından rahatlıkla kullanılabilmesi, sosyal medya ortamlarının geleneksel medya ortamlarının aksine ücretsiz olarak kullanılabilmesi, kullanıcılarının bu ortamlarda rahatlıkla kendilerini ifade etme özgürlüğünün olması, belli oranlarda kısıtlanabilir olmasına karşın, alternatif çözüm yöntemleriyle bu mecraya sürekli olarak erişimin sağlanabilmesi (VPN), kullanıcıların düşüncelerinin karşılığında feedback’ler ile anında geri dönüş yapılabilmesi, geleneksel medyanın aksine, bu mecralarda yayın yapmak ya da paylaşımda bulunmak için herhangi bir aracıya ihtiyacın olmaması gibi özellikler, günümüzde sosyal medyanın elini en çok güçlendiren kozlardır.

Sonuç olarak halkla ilişkiler eskiden daha geleneksel metotlar kullanılarak ve daha az kitlelere hitap eden bir çalışma tarzını benimsemişken, günümüzde sorumluluk içeriğinin artmasıyla şekil değiştirmiş ve kapsamı da bu bağlamda genişleyerek dijital medyanın hüküm sürdüğü bir süreci yaşamaktadır.

 

Halil Şimşek