PR’ın Değişen Dünyası

Hiç bilmediğiniz bir markanın nasıl olup da bir gün sosyal medyada ya da televizyonda karşınıza çıktığını ve hayatınızda yer kapladığını hiç düşündünüz mü? İşte bunun arkasında stratejik pazarlama ile stratejik halkla ilişkiler çalışmaları vardır. Halkla ilişkiler yani bilinen diğer adıyla PR, en basit haliyle bir markanın ya da kişinin itibarını, görünürlüğünü ve hedef kitlelerle olan ilişkilerini yönetme sanatıdır. Güvenilirlik ve bilinirlik markalar için geçmişte olduğu gibi bugün de en değerli kazanımlardan biridir.

Halkla ilişkiler çalışmaları denildiğinde yıllar boyu akıllara sadece yazılı, işitsel ve görsel basındaki haberler ya da röportaj çalışmaları geliyordu.  Yani konvansiyonel medya, tanıtım çalışmalarında akla ilk gelen ve çoğunlukla tek yönlü bir mecraydı. Günümüzde basılı yayınlar, radyolar ve televizyonlar eskisi kadar etkili olmasalar da hala ciddi bir prestij unsuru olarak görülüyor.

Özellikle ulusal gazetelerde çıkan bir haber ya da televizyon kanallarında yayınlanan bir röportaj, hâlâ kurumlara güçlü bir güvenilirlik kazandırıyor. Fakat artık markaların görünürlüğü yalnızca bu geleneksel kanallara bağlı değil. Dijital medya, etkileşimli içerikler ve çevrimiçi platformlar, markalara hem daha geniş hem de daha hedefli bir kitleye ulaşma fırsatı sunuyor. Bu değişim, halkla ilişkiler profesyonellerinin stratejilerini yeniden oluşturmasını ve hikâye anlatımını dijital dünyaya uygun hale getirmesini zorunlu kıldı.

Peki dönüşüm nasıl ve ne zaman gerçekleşti? 

2000’lerden itibaren internetin ve özellikle sosyal medyanın yükselişi PR dünyasında yepyeni bir dönem başlattı. Artık PR sadece basılı gazeteler, dergiler, radyolar ve televizyon kanalları ile sınırlı değil. Zamanla karşımıza blog sayfaları, çevrimiçi haber siteleri, bağımsız dijital yayınlar, YouTube programları ve podcast’ler gibi bambaşka mecralar çıktı ve tüm gelişmeleri konvansiyonel medyanın yanı sıra dijital medyadan da takip eder olduk. Bu sayede hem konvansiyonel medya dijitalleşen dünyaya ayak uydurmuş oldu, hem de markalar geleneksel medyada yer bulmakta zorlanabilecekleri içerikleri farklı formatlarda geniş kitlelere ulaştırma şansı yakaladı. Böylece PR ajanslarının iletişim çalışmaları, konvansiyonel medyadaki iletişim kanallarına dijital medyayı da ekleyerek çok kanallı bir hal almaya başladı.

Günümüzde markalar için hangisi daha önemli?

Bugün, markalar için hangisinin “daha önemli” olduğundan çok doğru iletişim stratejisi ile halkla ilişkiler çalışmalarını yürütmektir. Günümüzde dijital medyadaki içerikler her ne kadar daha çok görünür olsa da konvansiyonel medyadaki görünürlükte bir o kadar önem taşıyor.

İki dünyanın buluştuğu yer: Hibrit PR modeli

Dijital ve geleneksel medyanın beraber kullanılması markalara büyük avantaj sağlıyor. Bu sayede markalar hem geleneksel medyanın otoritesini koruyor hem de dijital çağın hız ve erişim imkanlarından faydalanabiliyor. Çünkü herkesin hedefi aynı: güven kazanmak ve akılda kalmak. Halkla ilişkiler ajansları ise markaların hem geleneksel basında hem de dijital basında doğru şekilde konumlanmasını sağlayan hibrit bir model sunuyor.

Geleceğin PR yaklaşımları

Dijital PR’ın geleneksel PR yerine geçtiğini söylemek için çok erken. Ama daha önde olduğunu söyleyebiliriz. Günümüzde geleneksel basın hala halkla ilişkiler çalışmalarında etkili bir biçimde varlık gösteriyor ve prestijini koruyor. Dijital PR ise hızla büyümesine rağmen, tek başına marka itibarı kurmakta yeterli kalamıyor. Markalar kitlelerini daha kapsayıcı hale getirmek ve marka üzerinde güven inşasını sürdürülebilir kılmak için her iki yöntemi birlikte kullanmayı tercih ediyorlar.

Peki, gelecekte PR’ın dünyası tamamen dijitale kayacak mı? Aslında bunun cevabını henüz kimse bilmiyor. Ancak yakın gelecek için geleneksel halkla ilişkiler yöntemlerinin tamamen ortadan kalkacağını söylemek pek mümkün değil. Marka prestiji ve itibarı yalnızca erişim ve hızdan daha önemli kabul ediliyor. Bu nedenle iletişim ajanslarının hem gelenekselliğin getirdiği prestiji hem de dijitalin sunduğu hız ve erişim gücünü bir süre daha birlikte kullanacaklarını öngörebiliriz.

Sonuç olarak, geleceğin PR yaklaşımları “ya o ya bu” şeklinde değil, “hem bu hem o” şeklinde ilerleyecek demek mümkün.

Biz ne yapıyoruz?

PR çalışmaları ister geleneksel ister dijital olsun, profesyonel bir bakış açısı olmadan etkisi kaybedebilir ve/veya eksik kalabilir. İşte bu noktada halkla ilişkiler ajansları devreye giriyor.

Biz de sektördeki 10 yıllık tecrübemizle, markanız için en doğru PR stratejilerini kurguluyor, marka itibarınızı güçlendiriyor, medya ilişkilerini sağlıyor ve hem geleneksel hem de dijital mecralarda en etkili şekilde yer almanızı sağlıyoruz. Başta kültür-sanat olmak üzere, yayıncılık, ekonomi, gastronomi, moda, finans, turizm, teknoloji gibi birçok sektörde uzmanlığımızı ortaya koyuyoruz.